Kadın Hareketinden

1 Temmuz’a giderken: İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz!

2020 yazı boyunca mücadele ettiğimiz ve geri adım attırabildiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, 20 Mart 2021 günü saat 02:30’da Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle bir gecede resmen duyuruldu. O sabah birçok kadın örgütü/ platformu[1] açıklama yaparak itirazlarını dile getirdi ve kadınlar, LGBTİ+’lar Türkiye’nin çeşitli illerinde sokağa çıkarak bu kararı protesto etti. Uluslararası ve ulusal birçok kurum bu karara tepki gösterdi. Barolar, siyasi partiler, insan hakları ve kadın hakları alanında çalışan kurumlar Danıştay’a bu kararın hukuksuz olduğu ve durdurulması gerektiği yönünde dava açtı. Karardan bir gün sonra Avrupa Konseyi’ne geri çekilme kararının bildirilmesi üzerine 1 Temmuz’da Türkiye’nin sözleşmeden çıkacağı kesinleşti. Yasal düzlemde verilen mücadele bir yandan devam ederken kararın açıklandığı ilk günden 1 Temmuz gününe kadar Türkiye’nin birçok ilinde düzenli sokak eylemleri sürdü, nöbetler kuruldu, evlerden tencere tava eylemleri düzenlendi, basın açıklamaları yapıldı, pankart asma eylemleri oldu. Bütün süreç sosyal medyanın aktif kullanımıyla desteklendi.[2]

İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıl dönümü olan 11 Mayıs’ta İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula kampanya grubu İstanbul şehrinin surlarına “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz”, “İstanbul Sözleşmesi 10 yaşında” sözlerini yansıttı. EŞİK platformunun çağrısıyla Türkiye genelinde kadın ve LGBTİ+ örgütleri #İstanbulSözleşmesi10Yaşında etiketiyle sosyal medya eylemi yaparak etiketi tüm gün Twitter gündeminde tuttu. 1 Temmuz’a kadar birçok il ve ilçede nöbetler, bildiri dağıtımları, şehrin görünür yerlerine pankart asma eylemleri devam etti ve hepsi de kadınların ve LGBTİ+’ların İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğini, sözleşmenin getirdiği tüm yükümlülüklerin uygulanması gerektiğini ve bu hukuksuz fesih kararından 1 Temmuz’dan önce dönülmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynak: Meydan Gazetesi

21 Nisan tarihinde Aile, Sosyal Hizmetler ve Çalışma Bakanlığı’nın yeniden bir yapısal değişikliğe gidilerek Çalışma Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak ikiye ayrılması üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na KADEM yönetim kurulu üyesi Derya Yanık getirilmişti. Derya Yanık, 9 Mart’ta mecliste alınan kararla kurulan Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nda ev içi şiddete dair bir sunum yaptı. Yaptığı sunumda pandemi döneminde şiddetteki artışın “tolere edilebilir” olduğu söylemesi büyük tepkiye sebep oldu. Sosyal medyada #tolereetmiyoruz etiketiyle birçok kurumsal ve kişisel hesap tweet attı. Türkiye’nin pek çok il ve ilçesinde kadın ve LGBTİ+’lar “Tolere etmiyoruz!” demek için eylemler yaptı. İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula kampanya grubu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde “Tolere etmiyoruz, 1 Temmuz’da Taksim/Tünel’deyiz!” yazılı pankartla nöbet tuttu.

12 Haziran günü yine İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula kampanya grubunun örgütlediği Kadıköy’den başlayan bir bisiklet eylemi yapıldı. Yoğurtçu Parkı’nda başlayıp Caddebostan’a kadar bisiklet sürülen eylemde yol boyunca İstanbul Sözleşmesi’nin kadın ve LGBTİ+’lar için önemi anlatıldı, müzik ve sloganlarla bildiri dağıtıldı. On gün sonra Barbaros Caddesi’nin trafiğini kesen kampanya grubu sözleşmeden çekilme kararının geri alınmaması halinde kadın ve LGBTİ+’ları 1 Temmuz’da Tünel’e çağırdı. 19 Haziran’da ise EŞİK’in çağrısıyla “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz!” diyen kadın ve LGBTİ+’lar Maltepe miting alanında buluştu.

Kaynak: sendika.org

Sokak ve sosyal medyadaki eylemler bir yandan devam ederken meclisteki Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu’na Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği, Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı ve Kadın Adayları Destekleme Derneği çağırıldı. Üç derneğin 23 Haziran’da gerçekleştirdiği ortak açıklamada şiddetin nedenlerinin ve çözüm yollarının İstanbul Sözleşmesi’nde ortaya konulduğu, sözleşmenin sahiplenilerek uygulanması gerektiği belirtildi. Komisyon sonrası üç derneğin yaptıkları ortak açıklama ise “Bugün komisyonda tartışılan konuları gördüğümüzde, sözleşmeden çekilinmesine karşı bir tutum koyulmamış olması, sözleşmeden bahsedilmesine dahi katlanılmaması ve eleştirilerimizin tahammülsüzlük ile karşılanmasından dolayı 6284 sayılı Kanun başta olmak üzere haklarımızın elimizden alınmasına yönelik riskin her zamankinden daha büyük olduğu endişesini taşıyarak komisyondan ayrıldık.” idi. Komisyonun tüm toplantıları süresince, komisyonun İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi meşrulaştırmak ve kadınların kazanılmış haklarından geriye gidişe neden olacak önerilerde bulunmak dışında bir işlevi olmadığını belirten CHP ve HDP milletvekilleri arka arkaya komisyondan çekildi. 29 Haziran günü ise Danıştay, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına ilişkin yürütmenin durdurulması talebini reddetti. Bu ret kararı gerek komisyona katılan derneklerin açıklamasını, gerek komisyondan ayrılan milletvekillerinin söylediklerini ve tabii ki devletin toplumsal cinsiyet temelli şiddetle etkin bir mücadele yürütme çabasında olmadığını bir kez daha kanıtlar nitelikteydi.

1 Temmuz günü sözleşmeden çekilme kararının geri alınmaması üzerine Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde kadın ve LGBTİ+’lar “İstanbul Sözleşmesi bizim, biz bitti demeden bitmez!” diyerek sokakları ve meydanları doldurdu.

Bu sürecin başından 1 Temmuz gününe kadar feminist hareketin ve kadın hareketinin sözünü kurduğu yerin her zaman İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmemek ve ne olursa olsun onun uygulanması için mücadele etmek olması bence bütün kadın ve LGBTİ+’lar için güçlendiriciydi. Hepimiz biliyoruz, İstanbul Sözleşmesi ve daha birçok kazanımımız da hiçbir zaman bize kolaylıkla verilmedi. Her zaman örgütlü bir mücadele ve dayanışmanın sonucunda kadınlar bu hakları elde etti. O yüzden “biz bitti demeden bitmez” sözü bana hayatlarımıza, haklarımıza, özgürlüğümüze, bedenimize, mücadelemize, dayanışmamıza nasıl sahip çıktığımızı hatırlatıyor. Bizden önceki kadınlarla başlayan bu mücadele bizimle ve bizden sonrakilerle devam edecek bir mücadele. Her ne olursa olsun bundan vazgeçmemeye olan inancımızla ve bunun bize verdiği güçle devam edeceğiz.

[1]  https://istanbulsozlesmesi.org/ sitesinden dayanışma mesajlarına ve yapılan açıklamalara ulaşabilirsiniz.

[2] Bir önceki Mor Bülten’de Selin Top’un yazısı nisan sonuna kadar yapılan eylemleri daha detaylı bir şekilde ele alıyor. Ben de onun bıraktığı yerden 1 Temmuz’a kadar mayıs ve haziran aylarında neler olduğunu aktarmaya çalışacağım.

39. Sayıyı Görüntüle >

Yorumları Görüntüle

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EN ÇOK OKUNANLAR

Copyright © 2020 Kadının İnsan Hakları. Tüm Hakları saklıdır.
Mor Bülten, Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği'nin süreli yayınıdır. Mor Bülten'de yazar ismi ile yayınlanan yazılardaki görüşler yazara aittir ve bunların derneğimizin görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Yukarı