Kadın Hareketinden

Erkek Şiddetine Karşı Öfkemiz, İsyanımız ve Mücadelemizle Buradayız!

Kaynak: sendika.org

Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden 1 Temmuz itibariyle resmi olarak çekildi. Kadına yönelik şiddetle mücadelede halihazırda yeterli ve etkin bir mücadele yürütmeyen devlet, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek kadına yönelik erkek şiddeti ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini açıkça beyan etmiş oldu. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi sürecinden önce “Sözleşmeden çekilsek de şiddetle mücadele etmeye devam edeceğiz.” demelerine rağmen sözleşmeden çekildikten sonra yaptıkları ilk şey cinsel suçlarla ilgili tutuklamalarda somut delil şartı getirerek istismar, taciz, tecavüz faili erkeklerin tutuklanmadan yargılanmalarını garanti altına almak oldu. Somut delil bulmanın neredeyse imkansız olduğu, cezasızlığın çok yüksek oranda olduğu bu tip davalarda, artık pek çok kadın -zaten şikayetçi olma oranı oldukça düşük iken- failin tutuksuz yargılanacağını bildiği için, şikayetçi olursa failin kendisine tekrar şiddet uygulama ihtimali yüzünden şikayetçi olmamayı tercih edecek.

Bu yasa tasarısı Meclis’ten geçeli henüz bir ay bile olmamışken, Eda Nur Kaplan’ın yaşadıkları bize ne yazık ki bir kez daha söylediklerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. Şikayetçi olduğu 2 fail delil yetersizliği ile serbest bırakılan Eda intihar etmeseydi, olay ülke gündeminde yankı bulmasaydı, failler muhtemelen ellerini kollarını sallayarak aramızda gezmeye devam edeceklerdi.

Kaynak: Ekmek ve Gül

Eğer polis hafta sonu telefon sinyaline bakamayız deyip Pazartesi gününe bırakmasaydı 5 gün boyunca kayıp olan Azra bugün aramızda olabilirdi. Eğer Ümit Can Uygun, Aleyna Çakır cinayetiyle ilgili tutuklansaydı Esra Hankulu bugün hayatta olacaktı. Eğer devlet gerekli tedbirleri alsaydı, erkek şiddeti ile mücadeleye öncelikleri arasında yer verseydi, İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, şiddet uygulayan, öldüren erkekler cesaretlendirilmek yerine ceza alsaydı pek çok cinayet önlenebilirdi.

Devletin İstanbul Sözleşmesi’nin tüm maddelerini nasıl etkin bir şekilde uygulayabilirim diye düşünmesi gerektiği yerde bir gece yarısı feshine karar vermesinin ardından duyduğumuz kadın cinayetleri haberleri artık bizi her zamankinden daha çok öfkelendiriyor. Hayatlarımızdan, haklarımızdan vazgeçmiyor oluşumuzu, gündelik hayatın koşturmacası içinde çoğu zaman farkına bile varmadan yürüttüğümüz direnişi, gücümüzü, bir arada olmayı, dayanışmayı feminist olsun olmasın feminist mücadeleyi yüzyıllardır sürdüren kadınlara borçluyuz. Öfkemiz, isyanımız ve mücadelemizle buradayız, vazgeçmiyoruz. Birbirimiz için yapacağımız daha çok şey var!

39. Sayıyı Görüntüle >

Yorumları Görüntüle

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EN ÇOK OKUNANLAR

Copyright © 2020 Kadının İnsan Hakları. Tüm Hakları saklıdır.
Mor Bülten, Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği'nin süreli yayınıdır. Mor Bülten'de yazar ismi ile yayınlanan yazılardaki görüşler yazara aittir ve bunların derneğimizin görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Yukarı