Kadın Hareketinden

Hayat Sokaklarda, Meydanlarda, Gecelerde: 8 Mart 2021

Bu yılki 8 Mart üzerine düşünürken, istemsizce aklım geçen yıla gidiyor. Hayatlarımıza pandemi diye bir gerçek henüz girmemişken, sokakları dolduran on binlerce kadının hem İstanbul hem de Türkiye’nin dört bir yanından yükselen sesleri… Devlet ne kadar İstiklal Caddesi’ne çıkmamızı engellemiş olsa da bu vesileyle sokakları doldurmuş, Karaköy’de trafiği kesmiş, sanki hayatı birkaç saatliğine de olsa feminist isyanımızla durdurmuştuk. Yalnızca Sıraselviler’den Karaköy’e inen yokuşlar değil, bütün bir şehir, bütün bir ülke hatta bütün bir dünya bize aitti; bizimle dolup taşmıştı. Araya giren ve bir açılıp bir kapanan karantina süreçleriyle, salgının yönetilememesiyle, topluca girdiğimiz buhranlarla, ekonomik krizle, siyasi krizle, hak ihlalleriyle ve en çok da artan ev içi şiddet, görünmez bakım emeğinin yükü, kadın cinayetleri haberleriyle ne zaman aklımı kaybedecek raddeye geldiğimi hissetsem; kendime o kalabalığın bir yerlerde, zamanın herhangi bir anında bütün sokakları doldurduğu dayanışma halini hatırlattım. İleriye gitmemde ve devam edebilmemdeki en büyük etken, kendimi aralarında hiç yalnız hissetmediğim bir kalabalığa her daim ait hissediyor olmamdı.

Yaz aylarında tartışmaya açılan İstanbul Sözleşmesi, aslında bu kalabalığın hiçbir yere kaybolmadığını; yasaklar ve cezalardan örülmüş engelleri tanımadan yaşam hakkımız için, varlığımız için, sesimiz için kısa bir anda tekrardan bir araya gelebileceğimizi bize gösterdi. Yani haklıydım; biz her daim buradaydık, hayatın içerisindeydik. Dışarıda karşılaşacağımız salgın, ev içinde, sokakta, okulda, hastanede ya da adliyede yüz yüze geleceğimiz eril şiddetin ve cinayetlerin yanında devede kulak kalıyordu neticede. Erkeklik korona virüsten çok daha öldürücüydü ve ne yazık ki bu yalnızca dövizin üzerine yazılmış bir cümleden ibaret değildi. Bu yüzden, 2021 yılında biz kadınlar hayatın eve sığmadığını, hayat eve sığmadığında da isyanın sokaklara taştığını fazlasıyla gerçekçi bir şekilde deneyimledik. Peki bütün bu şartlar altında 8 Mart nasıl örgütlenecek, on binlerce kadın sokağa nasıl dökülecektik?

Hiçbirimizin alışık olmadığı türden, online toplantılarla geçen organizasyon sürecinin ardından, her ne kadar sınırlı sayıda da olsa; farklı yerlerden birçok kadın yan yana geldik, pankartımızı ve dövizlerimizi hazırladık. Her zamanki gibi kolektif bir çalışmanın, fikir alışverişinin sonucunda ortaya çıkan şiarımız bu yıl “Feminist İsyan Her Yerde” idi. Feminist isyan adliyede, okulda, evde, sokakta, yatakta, şantiyede, hastanede ve kadınların olduğu, kadınların var olmaya devam edeceği her yerde. Bizi susturamayacaklarını biliyorum. Bu amacı güden her çaba, karşısında daha da güçlenmiş bir ses bulacak, bunu da biliyorum. Nitekim 8 Mart 2021 Pazartesi günü, Sıraselviler’den Karaköy’e dağılan kalabalık, hatta sonrasında “dağıtılan” kalabalık, bugüne kadar gücü elinde tutanların görmeye alışık olmadıkları bir dayanışmanın varlığını her yıl usanmaksızın gözler önüne seriyor. İstedikleri kadar polis barikatı kurulsun, araçlar üzerimize sürülsün ya da trafiği kesmemize izin verilmesin; her gün erkeklerin ve erkekliğin iktidar alanı olan sokakların bizlere de ait olduğu gerçeğini belirtmekte ısrarcı ve inatçıyız. Bu şehri kendilerinin sananların aksine, hiç durmadan haykırıyoruz: “Bu şehir bizim!” Öfkeli olduğumuz kadar umutlu, mutlu ve güçlüyüz de. Bunu, bu yıl birkaç gruba bölmeye çalıştıkları kadınların eninde sonunda, trafiğin ortasından, ara sokaklardan, polis barikatının ardından geçerek adımlarını Karaköy’de birleştirmelerinden anlıyoruz. Yürüyüş sonrasında gözaltına alınan arkadaşlarımızı, soğuk havada akşam saatlerine kadar adliye kapılarında beklemelerinden, onları almadan hiçbir yere gitmemelerinden anlıyoruz. Neticede feminist isyan sokakta olduğu kadar adliyedeydi de.

Her sene bir başka zorluğu, bir başka mücadele meselesini beraberinde getirse de, arkama dönüp baktığımda orada binlerce kadını görecek olduğumu bilmek bana – ve eminim ki birçoğumuza- kendimi sonsuz bir güven içerisinde hissettiriyor. Renklerimizden, isyanımızdan, sinip bir kenara çekilmememizden rahatsız olabilirler; dayanışmamız tahakküm alanlarını, üzerlerine rahatça kuruldukları iktidar zeminlerini sarsıyor olabilir. Fakat susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat emiyoruz! Bu şehrin sokakları her birimiz için güvenilir bir hale gelinceye kadar, eşitleninceye, mücadelemiz muhataplarını buluncaya kadar sokakları doldurmaya devam edeceğiz. İster yüzlerimizde maskeyle, ister online harita üzerinden, ister Sıraselviler’den, ister İstanbul’un herhangi bir yerinden olsun, varlığımız, dayanışmamız ve mücadelemiz durdurulamaz. Birlikte güçleniyor, birlikte öğreniyor, birlikte sınırları aşıyoruz.

Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz! Birlikte nice 8 Mart’lara.

38. Sayıyı Görüntüle

Yorumları Görüntüle

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EN ÇOK OKUNANLAR

Copyright © 2020 Kadının İnsan Hakları. Tüm Hakları saklıdır.
Mor Bülten, Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği'nin süreli yayınıdır. Mor Bülten'de yazar ismi ile yayınlanan yazılardaki görüşler yazara aittir ve bunların derneğimizin görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Yukarı