Kadın Hareketinden

İstanbul Sözleşmesi Bizim! Onu Savunmaya Sokaklarda ve Duruşma Salonlarında Devam Edeceğiz! Onu Geri Alacağız!

Bilindiği üzere 19 Mart 2021 tarihinde 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin” yani kamuoyunda bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarafından feshedilmesine karar verildi. Başka bir deyişle iktidar tarafından bir zamanlar adına İstanbul Sözleşmesi denilmesi önemli bulunan uluslararası bir sözleşmeden Türkiye tek bir kişinin kararı ile anayasaya aykırı bir şekilde çıkma kararı aldı. Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı’nın metninde bu kararın “9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3’üncü maddesi gereğince” alındığı belirtildi. Yani Cumhurbaşkanı bu kararı yine kendisi tarafından çıkartılan bir kararnameyi dayanak göstererek almıştı. Kararın anayasaya aykırılığı ve hukuksuzluğunun yanı sıra bu durum da karara karşı verilen hukuki mücadelede ayrıca konu edilecekti. 

Bu hukuksuz kararı protesto etmek için pandemiye rağmen kadınlar ve LGBTİ+’lar ülkenin her yerinde sokağa çıktı ve sözlerini söyledi. Sözleşmeyi savunmak için sokağa çıkan kadın ve LGBTİ+’lar maruz kaldıkları polis şiddeti ve gözaltılara rağmen ne İstanbul Sözleşmesi’nden ne de sokaklardan vazgeçmedi. Sokaklarda eylemler sürerken bir yandan da başta kadın ve LGBTİ+ örgütleri olmak üzere sivil toplum örgütlerinin, yerel yönetim kurumlarının, muhalefet partilerinin, özel sektör kurumlarının ve tek tek bireylerin dahil olduğu sosyal medya kampanyaları gerçekleştirildi. Milyonlar “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” dedi. Sokaklarda ve sosyal medya üzerinden örgütlenen protestolarda gösterilen bu direngen tavır bu karara karşı başlatılan hukuk mücadelesinde de kendini gösterdi. 

Hukuksuzca verilen Cumhurbaşkanı Kararı ardından geçen iki ay içinde tek tek kadınlar, kadın örgütleri, barolar, sendikalar ve muhalefet partilerinin temsilcileri tarafından Danıştay’a çok sayıda dava açıldı. Açılan bu davalarda iki talep bir arada yer almaktaydı: 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali ve bu kararın yürütülmesinin durdurulması. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali ve yürütmeyi durdurma talebi ile açılan davalarda Danıştay 10. Dairesi’nden ilk karar 29 Haziran 2021 tarihinde İYİ Parti lideri Meral Akşener tarafından yapılan başvuru için geldi. Başvuru Danıştay 10. Dairesi tarafından üçe iki oyla reddedildi. Takip eden günlerde “Cumhurbaşkanı Kararı’nın yürütmesinin durdurulması” talepleri Danıştay 10. Dairesi tarafından aynı gerekçelerle ve yine üçe iki oyla reddedilmeye devam etti. Bu karardan bir gün sonra yani 1 Temmuz 2021 tarihinde, son güne kadar süren geniş katılımlı eylem ve protestolara rağmen Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Yürütmenin durdurulması talepleri reddedilen başvurucular arasında ilgili İdari Mahkemelere “ret kararına itiraz” dilekçelerini sunanlar oldu, bu itirazlar da İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) tarafından 5’e karşı 8 oyla reddedildi.

 “3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın yürütmesinin durdurulması” için Danıştay 10. Dairesi tarafından verilen ret kararları ve İdari Mahkemeler tarafından Danıştay’ın ret kararlarına itirazlara verilen ret kararları ardından “3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali” taleplerinin değerlendirilmesine geçildi. Bu talepler değerlendirilirken Danıştay savcılarından ilk mütalaalar gelmeye başladı. Kamuoyuna yansıyanlardan takip edebildiğimiz kadarıyla şimdiye kadar Danıştay savcıları Elmas Mucukgil, Aytaç Kurt, Nazlı Yanıkdemir inceledikleri dava dosyaları için Cumhurbaşkanı’nın sözleşmeden çekilme kararının hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi. Mütalaalar verilemeye devam ederken açılan davalar için Danıştay’dan ilk duruşma tarihi 28 Nisan 2022 olarak açıklandı. 28 Nisan 2022 tarihinde gerçekleştirilecek bu ilk duruşma için Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) içinde duruşmanın bir savunuculuk alanı olarak örgütlenebilmesi için “Danıştay Duruşma Çalışma Grubu” adında bir çalışma grubu oluşturuldu. EŞİK bileşeni örgütler ve 28 Nisan 2022 tarihinde dosyası görülecek kişiler ile örgüt temsilcilerinden oluşan bu grup Danıştay’da gerçekleşecek bu duruşmaya olabildiğince kadının ve kadın avukatın katılımını sağlamak için çalıştı. Danıştay’daki duruşmaya ancak dava dosyaları ile ilgili olarak yetki belgesi olan avukatların katılımının mümkün olacağı düşünüldüğü için bu çalışma grubu öncelikle ve yoğun olarak duruşmaya katılacak kadın avukatların yetkilendirilmesi için çalıştı. 1000 kadın avukatın katılımının hedeflendiği bu çalışmada kadın hareketinin çabaları ile barolarla iş birliği yapılarak 1000’e yakın kadın avukatın 28 Nisan 2022 öncesi yetkilendirilmesi sağlandı. Danıştay Duruşma Çalışma Grubu’ndan 29 Ekim Kadınlar Derneği’ni temsilen Şenal Sarıhan’ın Danıştay 10. Daire Başkanı ile yaptığı görüşme sonucu, duruşmaya iki gün kala duruşma için Danıştay Konferans Salonu’nun kullanılacağı ve duruşmaya avukat olmayanların da katılabileceği bilgisi alındı. Ankara’da 28 Nisan 2022 tarihinde gerçekleşen duruşmaya Türkiye’nin birçok yerinden kadınlar, kadın örgütü temsilcileri ve kadın avukatlar akın etti. Duruşma öncesi EŞİK tarafından bir basın açıklaması yapıldı ve sonrasında, gelenler Danıştay Konferans Salonu’na alınmaya başladı. Kapıda “önce avukatlar” dendiği için avukat olmayan kadınlar önce tüm avukatların içeri giriş yapması için kapıda bekletildi. İki saate yakın kapıda bekletilen kadınlar içeride duruşma başlamış olmasına rağmen türlü bahanelerle içeri alınmadı. Önce tüm avukatların girmiş olması gerektiği sonra salonda çok az yer kaldığı ve geriye kalanların alınmayacağı daha sonra da gelen tepkiler üzerine ancak 30 kişinin daha alınabileceği söylendi. Kapıdaki kadınlar içerideki kadınlar ile sürekli iletişim halindelerdi ve kapıda onlara söylenenleri içeriye aktarıyorlardı. En başta “kadınların içeri alınmasıyla salonda oluşacak herhangi bir olumsuz durumun sorumluluğunu alamam” diyen heyet başkanının sonrasında “tüm kadınlar içeri alınacak” demesine rağmen kapıdaki görevliler “bize gelen böyle bir talimat yok” demeye devam etti. Saatler süren mücadele sonrası kadınlar slogan atmaya başladı ve içeri girmek için kapıları zorladı. Bu esnada birçok kadın polis şiddetine maruz kaldı. Kapıda arbede yaşandığı bilgisi içeri iletildikten sonra oradaki feminist kadın avukatların konuyu heyet başkanına aktarmaları ile duruşmaya ara verildi ve kadın avukatlar dışarıda kalan kadınların içeri alınması için dışarıya çıktı. Ardından tüm kadınların içeri alınmasıyla duruşmaya devam edildi. 

28 Nisan 2022 tarihinde yapılan duruşma Danıştay tarihinin en kalabalık duruşması olarak tarihe geçti. Kadınlar ve kadın avukatlar konferans salonunu merdivenlerine varana kadar doldurdu. Duruşma hiç ara verilmeden 4 saat boyunca devam etti. Duruşmada dosya sahibi kadın örgütleri ve barolar Cumhurbaşkanı Kararı’nın hukuksuzluğunu ve anayasaya aykırılığını tekrar tekrar anlattı. Duruşmanın sonunda Danıştay Savcısı Aykut Kurt “Cumhurbaşkanı’nın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı hukuka aykırıdır” mütalaasını sözlü olarak da ifade etti ve duruşma heyet başkanının kararın daha sonra açıklanacağını söylemesiyle sona erdi. 28 Nisan 2022 tarihinde gerçekleşen ilk duruşma sonrası 7 Haziran, 14 Haziran ve 23 Haziran tarihlerinde de duruşmaların olacağı bilgisi paylaşıldı. 28 Nisan 2022 tarihinde Danıştay Konferans Salonu’nun dolduran kadınlar 7-14-23 Haziran tarihlerinde de salonu doldurdu. Kararın açıklandığı günden bugüne sokakta ve sosyal medyada sözleşmeyi savunan kadınlar duruşma salonlarında da sözleşmeyi savunmaya devam ediyor. Büyüyen dayanışmamız sözleşmeyi geri alacağımıza dair umutlarımızı da her geçen gün büyütüyor!

Çünkü İstanbul Sözleşmesi Bizim! 

Onu Savunmaya Sokaklarda ve Duruşma Salonlarında Devam Edeceğiz! 

Onu Geri Alacağız!

41. Sayıyı Görüntüle >

Yorumları Görüntüle

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

EN ÇOK OKUNANLAR

Copyright © 2020 Kadının İnsan Hakları. Tüm Hakları saklıdır.
Mor Bülten, Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği'nin süreli yayınıdır. Mor Bülten'de yazar ismi ile yayınlanan yazılardaki görüşler yazara aittir ve bunların derneğimizin görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Yukarı