Dünyadan

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilme Kararı Üzerine Gelen Destek Mesajları ve Uluslararası Tepkiler

İllüstrasyon: Instagram, @eda.digital.art

20 Mart 2021’de Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi yönündeki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin yayınlanmasının hemen ardından, bu hamleye karşı Türkiye dışından da tepkiler gelmeye başladı. Dünyanın her yerinden feministler, bu karara karşı mücadelemizde Türkiye’deki kadın ve LGBTİ+ hareketi olarak bizlerle dayanışma içinde olduklarına dair mesajlar paylaştılar, sokak eylemleri düzenlediler. Hak temelli örgütler ve ağlar ile bazı tanınmış isimler de hem Türkiye devletinin attığı bu adıma itirazlarını dile getirdi hem de gelişmelerle ilgili bilgiyi yaygınlaştırdı. Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’nin ilgili birimlerinden ve temsilcilerinden de yaşanan sürece ilişkin açıklamalar geldi.

Birçoğu sosyal medya üzerinden paylaşılan dayanışma mesajları, bir kez daha, kazanılmış haklarımızı ve hayatlarımızı hedef alan saldırılara karşı mücadelemizin sınırları aştığını göstererek güç ve umut verdi. Biz de Türkiye dışından gelen bu dayanışma mesajları ve açıklamalardan bazılarını Mor Bülten’de derleyerek hem siz okuyucularımızla paylaşmak hem de bunların bir kaydını tutmak istedik.

Feminist Örgüt ve Ağlardan Dayanışma Mesajları

WAVE (Şiddete Karşı Kadınlar Avrupa Ağı) ağı hem 20 Mart’tan itibaren Twitter hesabından İstanbul Sözleşmesi ve Türkiye’nin sözleşmeden çekilme girişimiyle ilgili paylaşımlar yaptı hem de bir açıklama yayınladı. Bu açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nin, kadına yönelik şiddete karşı mücadele için sunduğu yaklaşımla, bugüne kadarki en kapsamlı ve bütüncül çerçeveyi çizen uluslararası bağlayıcılığı olan araç olduğuna dikkat çekildi. Avrupa’dan 160 kadın örgütünü temsil eden WAVE’in Türkiye hükümetini kadın ve kız çocuklarının haklarını korumaya ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamaya devam etmeye çağırdığı açıklamaya buradan ulaşabilirsiniz.

Küresel güney temelli ulusaşırı feminist ağ RESURJ, sosyal medyadaki paylaşımlarıyla, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme girişimine karşı ses çıkaran aktivistlerle dayanışma içinde olduğunu belirtirken söz konusu girişimin kadınlara, LGBTİ+’lara ve erkek şiddetine maruz kalmış olanlara karşı bir saldırı olduğunun altını çizdi.

Bir başka küresel güney feminist ağ olan IWRAW da sosyal medya paylaşımlarıyla Türkiye’nin sözleşmeden çekilmek için attığı adımın, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet temelli şiddetin ortadan kaldırılması açısından ciddi bir geriye dönüş olduğunu ifade etti ve Türkiye içinde ve dışında, İstanbul Sözleşmesi için mücadele eden hak savunucularını desteklediğini duyurdu.

Avrupa’da cinsel haklar ve üreme sağlığı hakları alanında çalışan ağ IPPF (Uluslararası Planlı Ebeveynlik Federasyonu – Avrupa Ağı) ve barış alanında çalışan ağ ICAN (Uluslararası Sivil Toplum Eylem Ağı) da İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili ve şiddete karşı mücadelemize sosyal medya hesapları üzerinden destek veren uluslararası ağlardan oldu.

WLUML (Müslüman Toplumlarda Yaşayan Kadınlar Ağı) dayanışma ağı ise Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararının hukuksuz ve hükümsüz olduğunu dile getirdiği sosyal medya paylaşımlarının yanı sıra bir de bildiri yayınladı. Ağın, Türkiye’deki feminist gruplarla dayanışma içinde olduğunu vurguladığı bu bildiriyi buradan okuyabilirsiniz.

“Tecavüzcü sensin, öldüren sensin!” performansıyla tanınan Şilili feminist kolektif Las Tesis, yayınladığı videoda İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme girişiminin, kadın ve LGBTİ+’ları hedef alan ve haklarımız için ulusaşırı düzeyde hep birlikte mücadele etmenin önemini hatırlatan ağır bir darbe olduğuna dikkat çekti. Sınırları aşan ve kesişimsel bir feminist mücadeleye bağlılığa vurgu yapan bu dayanışma mesajı, dayanışmamızın sınır tanımadığını bir kez daha göstererek güç verdi.

Fiji’den Almanya’ya, İsveç’ten ABD’ye, Pakistan’dan İzlanda’ya, Azerbaycan’dan Yunanistan’a, İtalya’dan Kanada’ya, Ukrayna’dan Fransa’ya, İspanya’dan Hollanda’ya pek çok ülkeden örgüt ve ağ, feminist dayanışmamızın sınırları aştığını hatırlatan dayanışma mesajları paylaştı. Buralardaki feminist grup ve örgütlerden gelen dayanışma ve destek mesajlarından birer örneği görmek için ülke isimlerine tıklayabilirsiniz.

Birleşmiş Milletler Birimleri, Temsilcileri ve Raportörlerinden Açıklamalar

BM Kadın Birimi, 20 Mart’ta yayınladığı ve 25 Mart’ta destekleyen hükümet ve örgütlerin listesini de ekleyerek güncellediği açıklamada, Türkiye’yi sözleşmeden çekilme kararını gözden geçirmeye çağırdı. Takip eden günlerde, BM Kadın Birimi Sivil Toplum Direktörü Lopa Banerjee, BM Kadın Birimi’nin Türkiye’deki kadın hareketiyle dayanışma içinde olduğunu dile getirdiği bir video paylaştı.

Sosyal medyadan konuyla ilgili paylaşımlar da yapan BM Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Dubravka Simonovic, başka BM ve bölgesel “insan hakları uzmanları”yla birlikte yaptığı açıklamada, sözleşmeden imza çekme girişimini “geriye atılmış bir adım” olarak değerlendirdi ve bunun “kadına yönelik şiddetin önemli olmadığı gibi tehlikeli bir mesaj vererek şiddet faillerini cesaretlendirme ve şiddeti önlemek için alınan tedbirleri zayıflatma riski taşıdığını” dile getirdi.

23 Mart’ta BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), sözcüsü Liz Throssell aracılığıyla, Türkiye’nin hukuksuz şekilde ve sivil topluma danışmadan aldığı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladığını belirterek Türkiye’yi “bu kararından vazgeçmeye, sivil toplum ve kadın örgütlerine danışmaya ve Türkiye’deki tüm kadın ve kız çocuklarının haklarını ve güvenliklerini sağlamak için somut adımlar atmaya” davet etti.

Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu Üyelerinden Açıklamalar

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, yaptığı açıklamada Türkiye’deki ve dışındaki kadınlara tam destek verdiğinin altını çizerek İstanbul Sözleşmesi’nin henüz taraf olmayan devletlerce imzalanması ve yürürlüğe konulması, ayrıca sözleşmeye yönelik saldırılara karşı, üye devletler arasında konuyu gündemde tutmak  için çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

Avrupa Konseyi’ne üye 27 ülke, “Türkiye Cumhurbaşkanı’nın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararından dolayı derin üzüntü duyduklarını” dile getirdikleri ortak bir açıklama yayınladı. İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadelede şimdiye kadarki en geniş kapsamlı araç olduğuna dikkat çeken açıklamada Türkiye hükümetine geri çekilme bildirimini geri çekmesi ve sözleşmeye bağlılığını yenileme çağrısı yapıldı. Almanya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Karadağ, Kıbrıs, Kuzey Makedonya, Lüksemburg, Malta, Monako, Norveç, Portekiz, Sırbistan, Slovenya ve Yunanistan’ın ortak açıklamasının Türkçesi’ne, Kaos GL’nin çevirisinden ulaşabilirsiniz.

Avrupa Parlamentosu’ndaki sol gruplardan temsilciler de yaşananlara ilişkin çeşitli açıklamalarda bulundu. Örneğin, İlericiler Grubu (Sosyalist ve Demokratlar) başkanı Iratxe Garcia Perez, sözleşmeden çekilme kararını “kabul edilemez ve utanç verici” olarak değerlendirdi ve kadınların bir kez daha pazarlık kozu olarak kullanıldığını belirtti. Yine aynı gruptan ve aynı zamanda Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü de olan Nacho Sanchez Amor ise Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada Türkiye devletinin attığı adımdan bahsederken demokrasi ve insan haklarına vurgu yaptı. Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı grubunun başkan yardımcısı Terry Reintke ise hem parlamentoda yaptığı konuşmada hem de katıldığı sokak eyleminde, alınan kararı eleştirerek İstanbul Sözleşmesi ile kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı saldırıların Türkiye’yle sınırlı olmadığını ve bu saldırılara karşı durmanın önemini dile getirdi.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Terry Reintke (@terry_reintke)’in paylaştığı bir gönderi

En başta da belirttiğimiz gibi, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılacağına dair Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın yayınlanmasının ardından pek çok ülkeden tepkiler dile getirildi. Bunların bir kısmı feminist örgüt ve ağların, bağımsız feministlerin Türkiye’deki kadın ve LGBTİ+’ların mücadelesine destek mesajlarıyken bir kısmı da ülkelerin üst düzey bürokratları ya da resmi kurumlarının yaptıkları açıklamalardı. Özellikle Avrupa’da birçok sokak eylemi düzenlendi. Ayrıca BM ve Avrupa Konseyi gibi yapıların çeşitli birimleri de bu karara karşı eleştirilerini dile getirdi. Burada, yer kısıtından dolayı, uluslararası tepkilerin ve mesajların ancak çok kısıtlı bir kısmına yer verebildik. Resmi kurumların açıklamalarının çoğu, genellikle olduğu gibi yine sözde kaldı. Ancak, özellikle feministlerden gelen mesajlar, umutsuzluğa kapılmadan birçok koldan sürdürmeye çalıştığımız feminist mücadelemizde bize bir kez daha güç verdi, vermeye devam ediyor. Yaşasın sınır tanımayan feminist dayanışmamız!

38. Sayıyı Görüntüle

Yorumları Görüntüle

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EN ÇOK OKUNANLAR

Copyright © 2020 Kadının İnsan Hakları. Tüm Hakları saklıdır.
Mor Bülten, Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği'nin süreli yayınıdır. Mor Bülten'de yazar ismi ile yayınlanan yazılardaki görüşler yazara aittir ve bunların derneğimizin görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Yukarı